Güzel Bir Hafta ve Yumurta Çılbırı Üzerine

Mystic Pizza, batan güneş, rahat bir koltuk, dağlar, Stephen ve Lupin! Geçtiğimiz cuma akşamından, başka bir şey isteyemezdim sanırım. Harika geçen bir haftaya çok güzel bir son oldu bu cuma. Pazartesi günü sabah saat sekize kadar uyudum (normalde saat altıda kalkıyorum işe gitmek için). Arabaya atlayıp patronumun evine gittim. Oradan, batı Seattle‘daki feribot iskelesine yollandık ve güneşin ısıttığı güzelim Puget Sound‘ın tadını çıkararak, inceleme yapacağımız Lowe’s a (Bauhaus’a benzer bir yer) gittik. Şimdi ne incelemesi bu diye merak edenler olabilir; ama yaptığım işi bir başka yazıda anlatacağım. Neyse, doğum günümü ofiste geçirmediğim için hala çok mutluyum. Pazartesi akşamı, bizim semtteki restoranlardan Ray’s Boathouse‘da yemek yedik. Yemek yerken, suda, bizi gözetleyen bir fok balığı gördük. Ah Pasifik Kuzey Batı, sen insanı doğduğuna bin memnun edersin! Biz fotoğraf çekmeyi unuttuğumuz için, buraya, internetten bulduğum bu fotoğrafı koyuyorum. Fotoğraf, Ray’s Boathous’un manzarasını gösteriyor.

Photo courtesy of Ioana Andrei

Ioana Andrei‘nin yazısından alınmıştır

Bu fotoğraf sizi yanıltmasın. Her ne kadar gündüz hava güneşli olsa da biz yemek yerken gökyüzünü bulutlar kaplamıştı. Neyse ki güneş, akşamları saat sekizden sonra batıyor; her yer gri olduğu halde biz yemeğimizi bitirip eve dönerken etraf aydınlıktı. Doğum günümü, pazar gününden yaptığım limonlu-vanilyalı pastadan birer dilim yiyerek sonlandırdık. Haftamın geri kalanı da pazartesi günü kadar güzeldi. Umarım sizin haftanız da en az benimki kadar güzel ve mutlu geçmiştir.

Yeni bir haftaya başlama arifesinde aklımdan bin türlü düşünce geçiyor:  Örneğin, internet üzerinden üye olduğum kitap kulübünün önümüzdeki buluşmasına kadar, Madam Bovary’nin Kızı‘nı okumam gerekiyor ve alçıdan iki buçuk hafta önce çıkan bileğimin normale dönmesi için her gün düzenli olarak bilek egzersizi yapmam gerkiyor. Bir de aklımda bloğum var tabi. Bloğuma bir yıldan uzun süredir yazmadım!!!  Yeni işim ve kırılan bileğimin de etkisi var tabi yazmamamda; ama aklımı asıl kurcalayan ve beni yavaşlatan şey yumurta çılbırı oldu. Yumurta çılbırı için bir sos tarifi yazdım; ama tarifi henüz mükemmelleştirmedim zamansızlıktan. İşte, daha çok bu yüzden yazmadım uzun süredir.

Yumurta çılbrı yapmanın ne kadar zor olduğunu duyuyordum herkesten. Yumurtayı suya bırakınca, yumurtanın nasıl dağıldığını, bir türlü yumurtanın istenilen şekle gelmediğini dinleyip durdum özellikle de bu işi evde nasıl beceririm diye araştırırken. Sonra bir gün, kollarımı sıvayıp, mağlubiyeti göze alıp denemeye karar verdim. O ilk çılbır deneyimimden şu güne kadar, bir yumurtayı bile heba etmedim. Herkes neden bu işin ne kadar zor olduğundan bahsediyor, hiçbir fikrim yok! Bu işi her defasında mükemmel yapmanın üç püf noktası var: 1) Taze ve soğuk yumurtalar. Eğer kullandığınız yumurtalar taze ve soğuk değilse, yumurtanın, sıcak suya değdiği an yayılması çok muhtemel. 2) Fokur fokur değil de yavaş yavaş kaynayan su. Fokur fokur kaynayan su, yumurtaları zedeleyebilir. 3) Doğru tuz ve sirke oranı. Tuz ve sirke, yumurta beyazının, yumurta sarısının etrafını sarmasına yardımcı oluyor.

Yumurta Çılbırı

İçindekiler:

Her bir litre su için,

– iki yemek kaşığ sirke (istediğiniz çeşit sirke kullanabilirsiniz. Ben beyaz şarap sirkesini tercih ediyorum; çünkü tadı ve kokusu, üzüm sirkesi kadar keskin değil),

– iki çay kaşığı tuz,

– yumurta (tencerenin genişliğine göre birden fazla yumurtayı aynı anda pişirebilirsiniz. Önemli olan, pişerken yumurtaların birbirlerine değmemeleri).

Yaplışı

Kullandığınız tencerenin en az 8 cm derinliğinde olması gerekiyor. Ben 1,5 litre su kullanıyorum. Dolayısıyla üç yemek kaşığı sirke ve üç çay kaşığı tuz karıştırıyorum kaynamış suyun içine. Su fokur fokur kaynadıktan sonra, ocağın ısısını düşürüp, suyun yavaş yavaş kaynamasını sağlamanız gerekiyor.

Fokur fokur kaynayan su

Fokur fokur kaynayan su

Yavaş yavaş kaynayan su

Yavaş yavaş kaynayan su

Eğer elinizde bir su termometresi varsa, suyun sıcaklığını ölçebilirsiniz. Yumurtaları suya koyacağınız zaman, su ısısının 90°C (200°F) civarında olması gerekiyor. Ben ölçmüyorum; su kabarcıkları yukarıdaki resimdekine benzer hale gelince, yumrutayı bir kase içinde yavaşça suya indirip, kaseyi yine yavaşça eğerek yumurtayı suya bırakıyorum. Birden fazla yumurta pişirecekseniz, her yumurtayı ayrı kaselere koyun. Yani, bir kasenin içine aynı anda iki ya da daha fazla yumurta koymayın.

Yumurtayı son ana kadar dolapta tutun

Yumurtayı son ana kadar dolapta tutun 

Lower the eggS

Saatinizi 3,5 dakikaya ayarlayın. Yumurtayı suya bıraktıktan yaklaşık 1-1,5 dakika sonra, yumuşak uçlu bir spatulayla yumurtayı hafifçe itin ki yumurta tencerenin dibine yapışmasın.

Egg in waterS

Üç dakikanın sonunda yumurtanızı delikli bir kaşıkla sudan çıkarın. Kaşığı hafifçe sağa sola sallayıp, yumurta beyazının ne kadar sallandığına bakın. Eğer çok sallanıyorsa, yumurtayı tekrar suya indirin ve yarım dakika kadar daha pişirin. Dokunduğunuzda yumurta sarısı yumuşak olmalı; ama yumurta beyazı sallanmamalı. Ben yumurtamı kayısı kıvamından biraz daha yumuşak seviyorum. Siz daha katı bir yumurta istiyorsanız, ona göre pişirme süresini uzatın.

SpoonS

Egg outS

Sudan çıkardığınız yumurtayı, kağıt havlu serdiğiniz bir tabağa koyun. İstediğiniz biçimde* servis edin.

Egg on plateS

*Yakın zamanda size, yukarıda bahsettiğim sosun tarifini vereceğim. Şimdilik, klasik yumurta çılbırı tarifinde olduğu gibi, yumurtanızı bir-iki yemek kaşığı (sarımsaklı ya da sarımsaksız) yoğurdun üzerine koyup, sıcak tereyağı ile servis edebilirsiniz.

 

 

Advertisements